Otomatik kepenk sistemleri hız ve konfor sağlar; fakat sahneye insan, araç, evcil hayvan veya “yanlış zamanda kapanan” bir kepenk girdiğinde konu doğrudan iş güvenliği ve maddi hasar alanına taşınır. İşte bu yüzden emniyet fotoseli (bazı sahalarda “fotocell / photocell” diye de geçer), kepenk otomasyonunun olmazsa olmaz güvenlik bileşenlerinden biridir. Basit görünen bir kızılötesi ışın mantığıyla çalışır; doğru konumlandırılmaz, doğru bağlanmaz ve düzenli test edilmezse “varmış gibi” durup “yokmuş gibi” davranabilir. Bu içerikte, emniyet fotoselinin ne olduğunu, hangi tiplerin kullanıldığını, doğru ayar ve test adımlarını ve sahada en sık yapılan hataları tüm detaylarıyla ele alıyoruz.
Emniyet fotoseli, kepenk kapanırken ışın hattında bir engel algıladığında kontrol kartına sinyal göndererek kapanmayı durdurur veya sistemi geri açma komutuna zorlar (kartın güvenlik mantığına göre değişir). Amaç, sıkışma ve çarpma riskini azaltmak, kepenk altında kalma gibi kritik senaryoları önlemektir. Fotosel, özellikle yoğun giriş-çıkış olan dükkanlarda, otopark ağızlarında, endüstriyel geçişlerde ve servis kapılarında bir “sonradan takılan aksesuar” değil, projenin tasarım gereksinimi olarak düşünülmelidir.
En yaygın fotosel mantığı kızılötesi (IR) ışın temellidir. Bir tarafta verici (TX), diğer tarafta alıcı (RX) bulunur. Verici ışın gönderir; alıcı bu ışını düzenli olarak görür. Işın kesildiğinde (insan, araç tamponu, koli, palet, çocuk arabası vb.), alıcı çıkış değiştirir ve kontrol kartındaki emniyet girişi tetiklenir. Bazı modellerde tek gövdede “reflektörlü” yapı vardır: Verici ışını gönderir, karşıdaki reflektörden geri döner ve cihaz geri dönüşü izler. Bu türlerde hizalama ve yüzey kirliliği hassasiyeti farklılaşır.
Kablolu fotoseller endüstride daha yaygındır; kararlı besleme ve sinyal kalitesi sunar. Kablosuz fotoseller ise bazı retrofit (sonradan montaj) projelerinde kablo çekmeyi kolaylaştırır; ancak pil/enerji takibi, parazit ve menzil konuları mutlaka planlanmalıdır.
Fotoselin “görmesi gereken” şey, kepenk kapanırken tehlike oluşturacak hacimdir. Bu nedenle montajda iki kritik prensip vardır: geçiş hattını en gerçekçi noktadan kesmek ve kör nokta bırakmamak.
Tek fotosel çoğu senaryoda iyi bir başlangıçtır; fakat yoğun riskli alanlarda çift fotosel veya fotoselle birlikte emniyet lastiği (safety edge) kullanımı, güvenliği katmanlı hale getirir.
Fotosellerin çıkışı genellikle röle kontağıdır ve iki temel çalışma mantığı görürsünüz: NC (Normalde Kapalı) ve NO (Normalde Açık). Güvenlik uygulamalarında çoğunlukla NC tercih edilir; çünkü kablo kopması veya cihaz besleme kaybı gibi arızalarda sistem “güvenli tarafta” davranıp emniyet girişini alarm gibi algılayabilir. Kısacası: Fail-safe (arızada güvenli) yaklaşımı hedeflenir.
Pratikte kontrol kartında şu isimlerle karşılaşabilirsiniz: PHOTO, PHOTOCELL, EMN, SAFETY, STOP veya “harici emniyet girişi”. Kartın mantığına göre fotosel tetiklenince:
“Ayar” denince iki şeyi kastediyoruz: optik hizalama ve elektriksel/sinyal mantığı. İkisi de doğru değilse sistem rastgele arıza çıkarır ya da daha kötüsü; risk anında tepki vermez.
Bazı fotosellerde menzil veya hassasiyet ayarı bulunur. Gereğinden yüksek hassasiyet, güneş ışığı ve yansıma gibi koşullarda “sahte engel” üretebilir; gereğinden düşük hassasiyet ise gerçek engeli kaçırabilir. İdeal ayar, sahadaki gerçek mesafeye göre “gerektiği kadar” menzil bırakmaktır.
Fotosel çıkışı NC ise kart üzerinde “foto emniyet tipi” seçimi gerekiyorsa doğru seçilmelidir. Bazı kartlarda DIP switch veya menü parametresiyle PHOTO NC/NO tanımı yapılır. Yanlış tanım, kepengin hiç kapanmamasına ya da güvenlik girişini devre dışı bırakmış gibi davranmasına yol açabilir.
Testin amacı basittir: Kepenk kapanırken bir engel simüle edildiğinde sistemin öngörülen güvenli davranışı sergilemesi. Aşağıdaki prosedür, servis ekiplerinin sık kullandığı “hızlı ama güvenilir” kontroldür.
Gündüz güneş açısı, gece aydınlatma, yağmur/nem ve toz gibi koşullar, özellikle dış ortamda fotosel performansını etkiler. Bu yüzden testleri yalnız “servis günü” değil, mümkünse farklı zaman dilimlerinde tekrar etmek iyi bir pratiktir. Dış ortam montajlarında IP koruma sınıfı uygun ürün seçimi ve kablo girişlerinde sızdırmazlık, “nedensiz arıza” sayısını ciddi azaltır.
Bir oto yıkama girişinde kepenk, rüzgarlı günlerde kapanırken sık sık duruyor ve işletme “motor arızası” zannederek servis çağırıyordu. İncelemede motorun sağlam olduğu, fotoselin ince bir sac yüzeye montajlandığı ve titreşimle hizalamanın kaydığı görüldü. Çözüm olarak fotosel rijit bir çelik braket ile yeniden konumlandırıldı, kablo bağlantıları klemensle standardize edildi ve kartta fotosel girişi NC mantığıyla doğrulandı. Sonuç: Rastgele durmalar bitti; sistem öngörülebilir şekilde sadece gerçek engelde durmaya başladı. Bu tarz örnekler, “arıza gibi görünen şeylerin” çoğunun aslında kurulum kalitesi meselesi olduğunu gösterir.
Saha tecrübesi olan servis mühendislerinin ortak cümlesi şudur: “Fotosel tek başına sihirli kalkan değildir; doğru kart mantığı, doğru montaj, doğru test rutini ile anlam kazanır.” Bu nedenle periyodik bakım planına fotosel temizliği, hizalama kontrolü ve fonksiyon testini dahil etmek; işletme tarafında da “kapanma hattını sürekli eşya ile bloklamama” gibi kullanım disiplinlerini oturtmak en iyi uygulamalardandır.
Otomatik kapı ve kepenk güvenliğinde eğilim, tek ışın yerine daha fazla veriyle karar vermeye gidiyor. Çok ışınlı bariyerler, radar/mikrodalga sensörler, LiDAR tabanlı algılama ve güvenlik standartlarına uygun OSSD çıkışlı endüstriyel sensörler, özellikle yüksek riskli endüstriyel geçişlerde daha fazla tercih ediliyor. Ayrıca IoT tarafında, kontrol kartlarının sensör arızalarını uzaktan raporladığı, bakım ekibine “fotosel kirli/hizası bozuk” gibi uyarılar verdiği çözümler yaygınlaşıyor. Kısacası: Gelecek, “sadece dur” değil; anla, tahmin et, önle yaklaşımına doğru ilerliyor.