Otomatik kepenk seçimi çoğu zaman “motor gücü kaç olmalı?” sorusuyla başlar; ama işi gerçekten doğru yapanlar önce malzemeyi seçer. Çünkü kepengin ağırlığı, korozyona dayanımı, ses seviyesi, bakım ihtiyacı ve hatta motorun ömrü; doğrudan galvaniz çelik mi yoksa alüminyum mu tercih ettiğinize bağlıdır. Bu rehberde, iki malzemeyi pazarlama cümlelerinden arındırıp sahadaki gerçekleriyle karşılaştıracağız: hangi iklimde hangisi daha mantıklı, hangi kullanım senaryosunda hangisi maliyet/performans olarak öne çıkar, uzun vadede hangi detaylar sürpriz masraf çıkarır?
Galvaniz, “çeliğin çinko ile kaplanması”dır. Ama kritik ayrıntı şudur: Çelik gövde yüksek rijitlik ve darbe dayanımı sağlar, çinko kaplama ise oksijen ve neme karşı bir bariyer oluşturur; ayrıca çizilme gibi lokal hasarlarda “fedakâr” davranarak çeliği korumaya yardımcı olur. Yani galvanizde performans iki katmanlıdır: çekirdek çelik + koruyucu çinko.
Alüminyum ise doğası gereği oksitlenir; fakat bu oksit tabakası (alüminyum oksit) yüzeyi pasif hale getirerek alt katmanı korur. Bu yüzden alüminyum, doğru alaşım ve doğru yüzey işlemiyle korozyona karşı doğal avantaj sunar. Üstelik düşük yoğunluğu sayesinde daha hafiftir; bu da motor, yay/denge sistemi ve montaj bileşenlerine doğrudan “yük azalması” olarak geri döner.
Teknik açıdan iki malzemeyi en hızlı anlatan üç kelime: rijitlik, ağırlık, darbe davranışı.
Pratikte şu gerçek sık görülür: “Çok sağlam olsun” beklentisi tek başına malzemeyi belirlemez. Aynı malzeme, yanlış lamel seçimi ve zayıf kılavuzla “oynar”, doğru tasarımla “taş gibi” çalışır. Bu yüzden malzeme seçimini, uygulama detaylarından ayrı düşünmeyin.
Korozyon konusu kepenklerde en pahalı sürprizleri çıkarır; çünkü pas sadece görüntü değildir: sürtünmeyi artırır, sesi yükseltir, akımı yükselterek motoru yorar, ray içinde takılma ve lamel deformasyonu doğurur.
Bir de sahada sık yapılan hata var: farklı metalleri yanlış birleştirmek. Örneğin alüminyum lamelleri, uygunsuz bağlantı elemanlarıyla birleştirip nemli ortamda bırakırsanız galvanik korozyon riskini büyütürsünüz. Çözüm basittir: uygun sınıf paslanmaz bağlantı elemanı, yalıtkan pul/fitil ve doğru montaj detayı.
Otomatik kepenklerde kullanıcı şikâyetlerinin önemli bir kısmı ses üzerinedir: sürtünme, tıkırtı, titreşim, rezonans… Burada malzeme farkı şu şekilde hissedilir:
İyi uygulama kuralı: Kepenk “sessiz” olsun istiyorsanız tek başına malzeme yetmez; kılavuz fitili, rulman kalitesi, mil doğruluğu ve montaj terazisi en az malzeme kadar belirleyicidir.
Malzeme seçimini sadece metal türü sanmak klasik hatadır. Asıl soru çoğu zaman şudur: lamel içi dolgu var mı? Özellikle konut ve vitrinli mağazalarda poliüretan dolgulu lameller; ısı geçişini azaltma ve akustik konforu artırma açısından ciddi fark yaratır. Bu noktada alüminyum, dolgu ile birlikte “hafif + yalıtımlı” kombinasyonuyla öne çıkabilir. Galvanizde de yalıtımlı çözümler mümkündür; fakat toplam ağırlık artışı motor ve mekanik bileşen seçimini daha hassas hale getirir.
Bir kepenginizin gerçek maliyeti “fatura tutarı” değildir; bakım + arıza + enerji tüketimi + iş kaybı toplamıdır. İki malzemenin maliyet dinamiği genelde şöyle çalışır:
Uzmanların sahada sık verdiği pratik tavsiye şudur: günde çok aç-kapa yapan işletmeler için ağırlık kritik parametredir; yüksek güvenlik ve darbe riski olan noktalarda ise sistem tasarımıyla birlikte çelik tarafı daha güvenli bir çözüm olabilir.
Deniz tuzu ve nem kombosu yüzünden yüzey koruması zayıf galvaniz sistemler daha hızlı yıpranabilir. Bu tip lokasyonda, doğru kaplama standardına sahip alüminyum sistem + iyi fitil/kılavuz detayları, daha az sürtünme ve daha az servis çağrısı anlamına gelebilir.
Geniş açıklık, forklift trafiği ve darbe riski olan depolarda rijitlik ve darbe dayanımı ön plana çıkar. Burada galvaniz çelik daha güçlü bir adaydır; ancak korozyon riski varsa kaplama sistemi ve bakım planı net tanımlanmalıdır.
Konfor, sessizlik ve düzenli kullanımda motor sağlığı önem kazanır. Hafiflik avantajıyla alüminyum sık tercih edilir. Yalıtımlı lamel ile birlikte hem ses hem ısı tarafında hissedilir iyileşme sağlanabilir.
Sektörde eğilim, tek bir metalden “her derde deva” beklemek yerine, hibrit çözümler ve akıllı bakım yönünde ilerliyor. Daha dayanıklı kaplama sistemleri, daha iyi yalıtımlı lamel tasarımları, geri dönüştürülmüş alüminyum kullanımı ve motor tarafında akım/ısı izleme gibi sensör destekli yaklaşımlar yaygınlaşıyor. Bu da şu anlama geliyor: doğru malzemeyi seçmek hâlâ çok önemli, ama artık “malzeme + kaplama + tasarım + izleme” birlikte değerlendirildiğinde gerçek performans ortaya çıkıyor.